İzmir Son Dakika Haberleri - İzmir’in Güvenilir Haber Kaynağı

Her Önüne Gelen Başkan Olursa… ”Kartvizit Cumhuriyeti”

Berk Albayrak
Haberi Sesli Dinle

Geçen gün saygı duyduğum bir büyüğüm aradı.
Büyüğüm” derken yaş olarak… Devlet büyüğü değil.

Yeni bir siyasi partiye geçmişler. İktidara oynuyorlarmış.

Abi dedim, Türkiye’de 168 siyasi parti var. Kime sorsam iktidara oynuyor. Biriniz de çıkıp demiyorsunuz ki “Biz muhalefete oynuyoruz, biz denetleyeceğiz, biz yanlışın karşısında duracağız.” Çünkü muhalefet emek ister. İktidar hayali ise ego besler.

Merak ettim. YSK kayıtlarına baktım. 600 küsur üyesi var. 600 kişiyle memleket kurtarma planı yapılıyor.

Sonra kendi kendime sordum:

Neden siyasi parti kurmak bu kadar kolay?
Neden bir tabela, birkaç imza ve biraz para ile “Başkan” olunabiliyor?
Neden milyonları yönetmeye talip olmak için hiçbir yeterlilik, hiçbir liyakat, hiçbir denetim aranmıyor?

Devlette en alt kademede görev almak için diploma soruluyor.
Ama ülke yönetmeye talip olmak için sadece cesaret ve bütçe yetiyor.

Bana kalırsa bu kolaylık, siyasetin kalitesini düşürüyor. Ve ben bunu dışarıdan değil, içeriden bizzat görmüş ve yaşamış birisiyim !

İzmir gibi bir metropolde, sadece maddi gücü olduğu için ilkokul terk bir il başkanına hizmet etmek zorunda kaldım. Küçümsemek için söylemiyorum. Diploma insanı adam yapmaz, doğru. Ama cehalet ile özgüven birleştiğinde ortaya çıkan tablo memleket meselesi olur.

  Hu’dan Rahatsız Olanlar, Köpek Gibi Havlamaktan Rahatsız Olmadılar

İki kelimeyi bir araya getiremeyen, her mikrofon alışında yüreğimizi ağzımıza getiren bir isimden söz ediyorum.

Bir gün hayvan hakları savunucularını ağırlıyoruz. Empati beklenen bir ortamda, “Sokak köpekleri tavuklarımı parçalamıştı, ben de saçma tüfeğiyle hepsini vurdum” diyebilecek kadar ne konuştuğunu bilmeyen bir zihniyetten bahsediyorum.

O an şunu düşündüm:
Bu kişi bir ili temsil ediyorsa, yarın daha büyük bir makamı temsil etmeye kalkarsa ne olacak?

Türkiye’de siyaset bu kadar mı ucuz?

Gerçekten soruyorum.
Bu ülkenin geleceği, “parası var” diye koltuğa oturanlara mı emanet?

İşte beni korkutan bu.

Sonra ne oldu?
Bahsettiğim il başkanı çeşitli taciz iddiaları nedeniyle görevden alındı. Yargı süreçleri, iddialar, kamuoyuna yansıyan dosyalar… Şaşırdım mı? Hayır. Çünkü liyakatsizliğin olduğu yerde ahlaki çöküş gecikmez.

Ama mesele tek bir kişinin düşmesi değil.

Mesele şu: Bu düzen bu insanları nasıl bu kadar kolay yukarı taşıyabiliyor?

Türkiye’de 168 siyasi parti var demiştim. Bu rakam çoğulculuk değil, ciddiyetsizlik göstergesine dönüşmeye başladı.

Elimizi sallasak başkana çarpıyoruz.

Genel başkanlar…
Kurucu genel başkanlar…
İl başkanları…
İlçe başkanları…
Gençlik kolları başkanları…
Kadın kolları başkanları…

Başkan enflasyonu yaşıyoruz.

  WordPress’te Eksik ALT Etiketlerini Otomatik Doldurma: Gaak Auto Alt Text Manager ile SEO İyileştirme

Artık bu ülkede başkan olmak zor değil. Zor olan, o sıfatın ağırlığını taşımak.

Her önüne gelen bir yerin başkanı gibi. Kartvizit bastırmak kolay. Sosyal medyaya unvan yazmak kolay. Kürsüye çıkmak kolay. Ama o kürsüde devleti temsil etmek kolay değil.

Ucuz takım elbiseler, ezberlenmiş cümleler, bolca slogan…
Ortam müsaitse ya dini kullanıyorlar ya Atatürk’ü.
Sorsanız hepsi halk için mücadele ediyor.

Ama içeride gördüğüm tablo başka:

Fikir üretimi yok.
Kadrolaşma yarışı var.
Memleket kaygısı yok.
Pozisyon kaygısı var.
Sorumluluk yok.
Sıfat var.

Siyaset, fikir mücadelesi olmaktan çıkıp kartvizit yarışına dönüştü.

Bugün birçok parti bir toplumsal ihtiyacın değil, bir kişinin “Ben de başkan olayım” arzusunun ürünü.

Ve işin en tehlikeli tarafı şu:

Siyasi etik aşındıkça, yolsuzluk iddiaları sıradanlaşıyor.
Rüşvet soruşturmaları manşet olmaktan çıkıyor.
Karanlık ilişkiler, şaşkınlık değil alışkanlık yaratıyor.

Masumiyet karinesi elbette esastır. Yargı süreçleri devam eder. Ama toplumun hafızası da vardır. Ve toplum artık şaşırmıyor.

Asıl çürüme burada başlıyor.

Siyaset yapmak bu kadar kolay olmamalı.

Çünkü siyaset, mikrofonu eline almak değildir.
Siyaset, o mikrofonun ağırlığını taşıyabilmektir.

Genel başkan olmak kartvizite yazılan bir unvan değil; sorumluluk yüküdür.
İl başkanı olmak bir fotoğraf karesi değil; temsil makamıdır.
Başkan sıfatı bir aksesuar değildir; ahlaki bir yükümlülüktür.

  Trendyol Satış Artırma İpuçları: Mağazanızı Öne Çıkarın

Eğer hiçbir yeterlilik aramazsanız, hiçbir etik sınır koymazsanız, hiçbir siyasi eğitim zorunluluğu getirmezseniz; sonuç kaçınılmazdır:

Kalite düşer.
Seviye düşer.
Güven düşer.

Sonra da gençler siyasetten uzaklaşır.

Benim derdim parti sayısı değil.
Benim derdim başkan sıfatının değersizleşmesi.
Benim derdim siyasetin ucuzlaması.

Çoğulculuk elbette kıymetlidir. Ama kalite olmadan çoğulculuk gürültüye dönüşür. Gürültü arttıkça da milletin sesi duyulmaz.

Belki artık şu soruyu sormanın vakti geldi:

Siyasi parti kurmak mı kolay olmalı,
yoksa o partiyi temsil edecek insanların niteliği mi konuşulmalı?

Demokrasi sınırsız serbestlik değildir. Demokrasi aynı zamanda sorumluluktur.

Ve eğer biz siyaseti “parası olanın unvan aldığı bir sahneye” çevirirsek, yarın çocuklarımıza bırakacağımız şey güçlü bir devlet değil, itibarı aşınmış bir yapı olur.

Benim korkum tam olarak bu.

Türkiye’de siyaset ucuzladıkça,
sıfatlar çoğalıyor…
ama devlet adamı azalıyor.

Ve asıl soru hâlâ ortada duruyor:

Siyaset mi büyüyor,
yoksa sadece kartvizitler mi?

Yazar

  • 1674833428129 1

    Berk Albayrak, Gaak Web Tasarım ve Bilişim Hizmetleri yöneticisidir. Tasarım ve yazılım alanlarında çalışmalar yapmakta olup, web yazılım güvenliği uzmanlık alanıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir