İzmir’in Tire ilçesinde görülen ve çocuğa karşı cinsel taciz ile teşhircilik suçlarını konu alan bir dava dosyası, sosyal medyada yeniden gündemin merkezine oturdu. ATALAR SESİ MEDYA YAPIM adlı Facebook grubunda paylaşılan açıklamalarda; dava hakkında kamuoyunu yanıltmaya yönelik bir “algı operasyonu” yürütüldüğü iddia edildi.
Paylaşımlarda özellikle, davanın “kadının beyanı esastır” söylemi üzerinden tartışmaya açılmasının hukuki gerçeklerle örtüşmediği savunuldu. Açıklamada, bu dosyada mağdurun kadın değil, 13 yaşında çocuklar olduğu vurgulanarak, konunun bilinçli biçimde başka bir zemine çekilmeye çalışıldığı öne sürüldü.

6284 Sayılı Kanun Tartışması
Grup tarafından yapılan değerlendirmede, davada 6284 sayılı Kanun’un uygulanmadığı, buna rağmen kamuoyunda sanki bu yasa üzerinden bir karar verilmiş gibi algı oluşturulduğu ifade edildi. Dosyanın, Türk Ceza Kanunu’nun 105/1, 105/2-e ve 53. maddeleri kapsamında yürütüldüğü belirtilerek, “kadının beyanı” ilkesinin bu dava açısından hukuken geçerli olmadığı savunuldu.
Gerekçeli Karar: Suç Sabit
Açıklamalarda, Tire Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen gerekçeli kararın, özel hayata ilişkin bölümler kapatılarak birebir yayımlandığı belirtildi. Mahkeme kararında; sanığın yaşı küçük mağdurları araçla takip ettiği, aracın içinde yarı çıplak vaziyette bulunduğu ve eylemin çocuğa karşı cinsel taciz ile teşhircilik suçlarını oluşturduğu kanaatine varıldığı ifade edildi.
Mahkeme, sanık hakkında 10 ay hapis cezası hükmü kurarken, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına (HAGB) karar verdi. Paylaşımda, HAGB kararının sanığın suçsuz olduğu anlamına gelmediği, aksine suçun mahkeme kararıyla sabit hale geldiği vurgulandı.

“Para Talebi ve Rüşvet” İddialarına Yalanlama
Sosyal medyada dile getirilen, mağdur tarafın para talep ettiği veya dosyada rüşvet ima edildiği yönündeki iddiaların da gerçek dışı olduğu savunuldu. Açıklamada, gerekçeli kararın hiçbir bölümünde bu yönde bir isnadın bulunmadığı, söz konusu söylemlerin çarpıtma ve algı oluşturma amacı taşıdığı ifade edildi.
Kamu Görevlileriyle Verilen Görüntüler Tartışma Yarattı
Dosyanın yeniden gündeme gelmesinde, suçu sabit görülen bir kişinin oda seçimleri ve kamusal alanlarda, bazı kamu görevlileriyle yan yana görüntülenmesi de etkili oldu. Yapılan değerlendirmelerde; savcı, kaymakam, emniyet ve jandarma gibi makamların milleti temsil ettiği, bu nedenle bu tür görüntülerin kamu vicdanını yaraladığı savunuldu.
Açıklamada, bu karelerin yalnızca bir fotoğraf değil; devlet ciddiyetine zarar veren bir meşrulaştırma algısı oluşturduğu görüşü dile getirildi.
“Bu Bir Özel Hayat Meselesi Değil”
Paylaşımda özellikle, konunun iki yetişkin arasındaki bir ilişki olarak sunulmasının kabul edilemez olduğu vurgulandı. Çocuğa yönelik taciz ve teşhircilik suçlarının, özel hayat veya kişisel veri gerekçeleriyle gizlenemeyeceği ifade edilerek, bu tür suçların ifşasının toplumu korumaya yönelik kamusal bir sorumluluk olduğu belirtildi.
“Çocukların güvenliği, bireysel mahremiyet tartışmalarının üzerindedir. Çocuk, toplumun ortak emanetidir.”
FETÖ İddiaları da Gündemde
Açıklamalarda ayrıca, davaya ilişkin kamuoyunda görüş bildiren bazı isimlerin geçmişte Fethullahçı Terör Örgütü ile bağlantılı olduklarını ima eden beyanlarının da sorgulanması gerektiği ifade edildi. Bu söylemlerin açık ve net biçimde kamuoyuna açıklanması çağrısı yapıldı.

“Susmak Suça Ortak Olmaktır” Çağrısı
Metnin sonunda, çocuklara karşı işlenen suçlar karşısında sessiz kalmanın tarafsızlık değil, toplumsal bir zafiyet olduğu vurgulandı. Siyasi polemiklerle veya algı yönetimiyle bu tür suçların örtülemeyeceği belirtilerek, kamuoyuna şu mesaj verildi:
“Bu bir siyasi mesele değil; ahlak ve vicdan meselesidir.
Çocukların güvenliği her türlü hesabın üzerindedir.”

Peki, Bu Başkan Kim?
Çocuğa yönelik suç dosyasıyla gündeme gelen süreçte, kamuoyunun dikkatini çeken asıl soru ise şu:
Bu Başkan Kim? Nerenin Başkanı ?



Tasarım: