Son günlerde dikkat çekici bir akım başladı.
Sessiz ama sarsıcı. Gösterişsiz ama derin.
Bu akıma vesile olan isim Cemal Karatüre.
“Kâbe’de Hacılar Hu Der Allah” ilahisiyle 7’den 70’e herkesin diline bir zikir yerleştirdi. İnsanlar farkında olmadan “Hu” dedi.
Belki melodisine kapıldı, belki sözlerine…
Ama neticede Allah’ın ismi anıldı.
Ve belli ki birileri bundan ciddi şekilde rahatsız oldu.
Bu rahatsızlığın açık örneklerinden biri Özlem Gürses oldu. Bir yayınında ilahiyi küçümseyerek, “İlahilerin içi boşaltıldı, bir de bas veriyorlar ‘hu’ diye” ifadelerini kullandı.
“Hu”yu bas zannetmek…
Tasavvufla, zikirle, bu toprakların irfanıyla hiçbir bağı olmayan biri için elbette “Hu” sadece anlamsız bir ses olabilir.
Allah ile meselesi olmayanın, Allah’ın ismini tanımaması şaşırtıcı değildir. Ama bilmediğini alaya almak, cehaletin özgüvenle konuşmasıdır.
Asıl vahim olan ise şudur:
Hu’dan rahatsız olanlar, köpek gibi havlamaktan rahatsız olmadılar.
Evet, yanlış duymadınız.
Allah’ı zikreden bir ilahiden rahatsız olanlar, “hav hav hav” diye bağırılan şarkıları büyük bir keyifle dinledi. “Hu”yu fazla bulanlar, ”Köpek” sesi çıkarmaktan hiç rahatsız olmadı.
Demek ki sorun ses değil.
Sorun müzik değil.
Sorun estetik hiç değil.
Sorun, Allah’ın adının anılması.
“Hu”yu aşağılayan bir zihnin, “hav”laması tesadüf değildir.
Bu bir tercihtir.
eee ne diyelim ? Her şey aslına döner!
Cenab-ı Allah, kimseyi köpek etmesin… (Amin)
Hoşt…!



Tasarım: